CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yerli ve milli markalara yönelik boykot çağrısı yaptı.
Özel, ayrıca bugün ülke genelinde bir tüketim boykotu düzenlenmesi çağrısında bulundu.
BOYKOT ÇAĞRISINA SORUŞTURMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da harekete geçerek boykot çağrısı yapan ve yayanlar hakkında soruşturma başlattı.
Soruşturmanın "nefret ve ayrımcılık" ile "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarından açıldığı belirtildi.
Yapılan çağrılar üzerine bazı iş yerlerine yönelik fiziksel ve sözlü şiddet eylemlerine ilişkin soruşturmaların da bu soruşturma ile birleştirildiği kaydedildi.
İLK TEPKİ AK PARTİ’DEN GELDİ
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in boykot çağrısına tepki gösterdi.
Çelik "Özel’in geldiği nokta bir siyasi muhalefet değil, Türkiye’yi topyekun tehdit etmektir." dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik, Özel'in CHP'nin tüm dinamiklerini esir aldığını da söyledi.
Ömer Çelik, "Yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük “siyasi fanatizm” ve “sosyal bölücülük” olarak kayda geçmiştir." ifadelerini kullandı.
Çelik paylaşımında, Özel'in toplumsal hayatı bölmeye uğraşmak dışında bir muhalefet yeteneği olmadığının da altını çizdi.
Çelik “Bütün siyasi söylemi siyasi fanatizm, tehdit, milli firmaları hedef almak, vatandaşlarımızı “fişlemek” ve sosyal bölücülükten ibarettir." açıklamasında bulundu.
CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN YANIT
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da Ana muhalefet partisinin boykot çağrılarına yönelik açıklama yaptı.
Fahrettin Altun "Türkiye, son dönemde hem içerde hem dışarda yoğun dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadele vermektedir." dedi.
Altun paylaşımında, ekonomik istikrara yönelik tehditlerin, bir siyasi rekabetin ötesinde olduğunu da belirtti.
Özel'in yaptığı boykot çağrısının milli menfaatlere karşı sabotaj girişimi olduğunu söyledi.
CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI: EKONOMİK İSTİKRARI HEDEF ALAN MUHALEFET KAYBETMEYE MAHKUM
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Sokak ve boykot çağrıları ile toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı hedef alan bir muhalefet kaybetmeye mahkumdur." ifadesini kullandı.
Bölgede yaşanan jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin, iç çekişmelere feda edilemeyecek düzeyde hayati olduğunu vurgulayan Yılmaz, küresel siyaset ve ekonomide belirsizlik ve riskler kadar, yeni imkan ve fırsatların oluştuğu bir dönemden geçildiğini belirtti.
"Terörsüz Türkiye" hedefi için son derece kıymetli bir çaba içinde olunduğuna dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:
"Tarihimizin en büyük deprem afetinin yaraları hızla sarılmaktadır. İnsanımızın kalıcı refahı için ekonomik programımızı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Gündemimiz, dış politika, demokrasi ve kalkınmada çıtamızı daha ileri taşımaktır. Toplumsal huzur, refah ve milli birlik, siyaset kurumunun ortak sorumluluğudur.
Demokrasinin olmazsa olmazı olan muhalefet, meşru zeminlerde, yapıcı öneri ve eleştiriler ile yapılır. Sokak ve boykot çağrıları ile toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı hedef alan bir muhalefet kaybetmeye mahkumdur. Ayrıştırıcı, tehditkar ve kutuplaştırıcı söylemleri esas alan, hukuk tanımaz siyaset tarzı, tarih önünde ve milletimizin vicdanında karşılığını bulacaktır."
BAKAN BOLAT’TAN “TAZMİNAT DAVASI” AÇIKLAMASI
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ta, boykot çağrıları nedeniyle ticaretinde maddi kaybı olan esnafın, şirket sahibi ve hissedarlarının borçlar hukuku kapsamında tazminat davası açma hakkı olduğunu belirtti.
BAKAN YERLİKAYA: EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIMIZA YÖNELİK BİR SABOTAJ
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Tehditlerle, parmak sallamalarla, sokak ve boykot çağrılarıyla eğip, bükülemez. ifadelerini kullandı.
Yerlikaya, sosyal medya hesabından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı.
Bakan Yerlikaya, şunları kaydetti:
"Gençlerimizi kendi siyasi emelleri uğruna sokaklara çağırıp iç karışıklık çıkarmaya çalışanlar; halkımız arasında kin ve düşmanlık tohumlarını ekmeye uğraşanlar, 'işkence yapılıyor' diyerek ülkemize iftira atanlar, şimdi de 'boykot çağrısı' yapıyorlar. Ana muhalefetin fütursuz çağrılarını büyük bir keyifle izleyenlerin başında siyonist İsrail’in gelmesi, nasıl bir tezahürdür? Türkiye kendi ayaklarının üzerinde durdukça, dünya siyasetinde dik ve güçlü bir duruş sergiledikçe, bölgesinde olup bitene seyirci kalmadıkça, hem milletimizin hem de mazlumların hakkını korudukça, birileri yine aynı oyunları sahneye koymaya başladı. Şimdi de 'boykot’' diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? 'Demokratik hak' kalkanı gölgesinde istenen bu mu?"
Boykot çağrısı yapanların binlerce insanın ekmeği ile oynayacağına işaret eden Yerlikaya, "Unutulmasın ki bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz 'boykotla değil, üretimle büyürüz!' Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Tehditlerle, parmak sallamalarla, sokak ve boykot çağrılarıyla eğip, bükülemez. Parti içi kavgalarınıza ülkemizi alet etmeyin! İşçilerimizin, üreticilerimizin, çiftçilerimizin gücü; gençlerimizin enerjisiyle, 7’den 77’ye, alın terimizi akıtmaya, bir ve beraber olarak Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine doğru yürümeye devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.
BAKAN TUNÇ: AÇIKÇA HUKUKA AYKIRIDIR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yerli sermayeyi hedef alan ve ticaret hayatını sabote etmeye yönelik bu sorumsuz linç girişimi, açıkça hukuka aykırıdır." ifadelerini kullandı.
Tunç, sosyal medya hesabından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı.
Bakan Tunç, "Cumhuriyet Halk Partisinin bazı markaları hedef alan sistemli boykot çağrısı, ekonomik düzene yönelik organize bir karalama kampanyasıdır. Hukuk devletinde hiç kimse, markaları, şirketleri veya tüketicileri ideolojik çizgisine göre hizaya sokamaz. Kimse, kendi siyasi çıkarı uğruna, binlerce insanın emeğini tehdit edemez. Yerli sermayeyi hedef alan ve ticaret hayatını sabote etmeye yönelik bu sorumsuz linç girişimi, açıkça hukuka aykırıdır." ifadelerine yer verdi.
Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatıldığını anımsatan Tunç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bir işletmenin itibarını zedeleyici, faaliyetini sekteye uğratıcı kasıtlı beyanların, iş ve çalışma hürriyetini tehdit eden her girişimin hukuki ve cezai sorumluluğu vardır. Bağımsız ve tarafsız yargı; esnafımızın, emekçimizin ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Şahsi menfaatlerinin esiri olan ana muhalefet partisinin genel başkanı, yaşadığı akıl tutulmasından bir an önce dönmeli, milletimizi birbirine düşürecek ve kaos oluşturacak sorumsuz ve şuursuz çağrılarından vazgeçmelidir. Böylesine seviyesiz ve akıl dışı çağrılara milletimiz kesinlikle itibar etmeyecek, ülkemizi kutuplaştırmaya çalışanlara, ekonomimize zarar vermeyi amaçlayanlara, sokakları karıştırmak isteyenlere sağduyusuyla, birlik ve beraberliğiyle en güzel cevabı verecektir."
İŞ DÜNYASINDAN BOYKOT ÇAĞRILARINA TEPKİ
İş dünyasının temsilcileri, "boykot" çağrılarına tepki göstererek, ülke ekonomisini hedef almanın bir duruş olmadığını belirterek, ticaretin durdurulmaması gerektiğini belirtti.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerin hedef haline getirilmesinin ve boykot çağrılarının yanlış olduğunu belirterek, "Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır." ifadesini kullandı.
Hisarcıklıoğlu, ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerimizin hedef haline getirilmesi ve boykot çağrıları yanlıştır. Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır."
ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, "boykot" çağrılarına ilişkin, "Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yapan Aydın, hukuki bir süreç yaşandığını, savcıların delillerini ortaya koyduğunu, hakimlerin mahkeme sürecini başlattığını belirtti.
Sürecin hukuk çerçevesinde nihayete ereceğine dikkati çeken Aydın, şu ifadeleri kullandı:
"Hukuki süreci de hukukçularınız ile yürütürsünüz. İnsanları sokaklara döküp karşı karşıya getirerek, ülkemizin ve milletimizin refahı için gece gündüz çabalayan üreticilerimizi hedef alarak süreci yürütemezsiniz. Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır. Bu tarz bir çağrı, talep ancak ülkemiz üzerinde emperyalist düşüncesi olan zihniyetlere ait olabilir. Dün bu tarz çağrıların kimler tarafından yapıldığını biliyoruz. Bugün hala ülkemize bu tarz boykotları uygulayanların kimler olduğunu biliyoruz."
"Bu tip çağrılar insanları bölmek için kullanılan bir argümandır"
Orhan Aydın, bu çağrıların ekonomiye yönelik olumsuz etkilerine işaret ederek, şu açıklamalarda bulundu:
"Belirli bir tarafı ve grubu kendi çıkarlarınız doğrultusunda konsolide edebileceğinizi düşünebilirsiniz fakat ülke ekonomisine zarar verecek olan bu çağrılara karşı milletimiz sağduyusu ile boşa çıkartacaktır. Bu tip çağrılar sadece insanları bölmek, kendi taraftarlarını marjinalleştirmek için kullanılan bir argümandır. Halkımız da sağduyusu ile bunu boşa çıkaracaktır."
TESK Genel Başkanı Palandöken
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnaf ve sanatkara destek olunması, ticaretin durdurulmaması gerektiğini belirtti.
Palandöken, "ekonomik boykot" çağrısına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Bu ekonomik zorlukta müşterisine hizmet etmeye çalışan esnaf ve sanatkara destek olunmalı ve ticaret durdurulmamalı." ifadesini kullandı.
AESOB Başkanı Dere
Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin yaptığı açıklamada, hukuki bir süreç yaşandığını, konunun yargıda olduğunu belirtti.
Boykot çağrılarının esnafa zarar vereceğini ifade eden Dere, "Ortada bir soruşturma var ve bu konuda yargı görevini yapacaktır. Biz esnafız, birleşmeden, uzlaşmadan yanayız. Hiçbir tartışmanın bir parçası olmak istemeyiz. Esnaf ekmeğinin derdinde, dükkanını açıp, eve ekmek götürmek istiyor. Boykot çağrıları sadece bir esnafa, bir işletmeye değil herkese zarar verir." diye konuştu.
Van TSO Başkanı Takva
Van Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva da yaptığı açıklamada, bazı firma ve markalara yönelik "boykot" çağrılarını anlamsız bulduğunu söyledi.
Çağrıların yanlış olduğunu belirten Takva, "Siyasetçiler süreçleri yönetirken ister muhalefette ister iktidarda olsun serbest piyasayı olumsuz etkileyecek hiçbir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Bu nedenle boykot çağrılarını akıl tutulması olarak değerlendiriyorum. Hangi görüşten olursa olsun bu çağrıları doğru bulmuyoruz." ifadesini kullandı.
Halkı firmalara karşı örgütlemenin yanlış olduğunu vurgulayan Takva, şunları kaydetti:
"Siyaset terminolojisinde böyle bir yaklaşım yok. Kamu firmalarını boykot edebilirsiniz ama özel sektöre yönelik hiçbir olumsuz yaklaşım doğru değil. Nitekim bu firmalarda binlerce kişi istihdam ediliyor. Kimse onlar gibi düşünmek zorunda değil. Siyaseti özel sektör üzerinden dizayn edemezsiniz, siyasetçi, siyasetini yapacak. Bu boykot çağrısını anlamlandırmak mümkün değil, bu yaklaşımın yanında değil karşısındayız. O firmalar, markalar büyük riskler alarak üretim yapıyor. Bu nedenle bu çağrılar bir akıl tutulmasından başka bir şey değil."
TÜRES Genel Başkanı Bingöl
Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkanı Ramazan Bingöl, "boykot" çağrılarının yerli ve milli markalar ile küçük esnafı zor durumda bırakabileceğini belirterek, "Bu çağrılarla Türkiye'deki farklı siyasi görüşlerden tüm esnafımız, üreticimiz ve işletmelerimiz hedef alınıyor." değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan "boykot" çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yapan Bingöl, bugün sosyal medyada yayılan ve 2 Nisan'da yapılacak boykot çağrısını kınadıklarını bildirdi.
Bu çağrının ülke ekonomisini hedef aldığını, yerli ve milli markalar ile küçük esnafı zor durumda bırakacağını kaydeden Bingöl, şu ifadeleri kullandı:
"Bu çağrılarla Türkiye'deki farklı siyasi görüşlerden tüm esnafımız, üreticimiz ve işletmelerimiz hedef alınıyor. Milyonlarca insan, boykot yapılması istenilen o alışverişler sayesinde geçimini sağlıyor. Bu işletmelerimizin elektriği, suyu, çalışan ödemesi ve kirası var. Bu sebeple söz konusu çağrının karşısındayız. Bu durumun hiç kimseye bir faydası olmadığı gibi ekonomiye de zarar verecektir. Duyarlı vatandaşlarımızın yarın daha çok alışveriş yapmasını ve daha çok tüketmesini istiyoruz. Yerli ve milli markalarımıza tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki bu çağrıyı milletimiz sağduyusuyla boşa çıkaracaktır."
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, "boykot" çağrılarına ilişkin, işletmelere yönelik her türlü siyasi boykota karşı olduklarını belirtti.
Öztürk, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin yaptığı açıklamada, çağrıların siyasi olduğunu kaydetti.
Ülkedeki üretim ve istihdam sağlayan bütün işletmelerin baş tacı olduğuna değinen Öztürk, "İşletmelerimize yönelik her türlü siyasi boykota karşıyız. Bu tip çağrılar işletmelere olduğu kadar ülke ekonomisine de çok ciddi zarar verir." ifadesini kullandı.
Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Mustafa Büyükeğen de Türkiye'nin itidalli ve sağduyulu olunması gereken bir dönemden geçtiğinin altını çizerek, " Enflasyonla mücadele ettiğimiz bu dönemde ülkemizin sanayi üretimine, ticari hayatına olumsuz yansıyabilecek her türlü davranıştan uzak durulmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin kendi bölgesinin en güçlü sanayi ülkesi olduğuna dikkati çeken Büyükeğen, ülkenin bu gücünü sürdürülebilir kılmanın herkesin sorumluluğu olduğunu belirtti.
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Kopuz
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, "boykot" çağrılarına ilişkin, "Vatandaşlarımız yerli markalarına sahip çıkınca, bu kez tüm ticareti engellemeye çalışıyorlar. Bu çağrı tam bir çaresizlik ve basiretsizlik örneği. Milletimiz bu oyunlara elbette gelmeyecektir." değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan "boykot" çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yapan Kopuz, çağrıların muhalefetin çaresizliğini gösterdiğini ifade etti.
Muhalefetin, yolsuzluk soruşturmasını unutturmak için her şeyi yaptığını ve tüm tuşlara bastığını belirten Kopuz, "Önce gençleri sokağa dökmeye çalıştılar, istedikleri başarıyı elde edemeyince, yerli ve milli markaları hedef tahtasına koydular. Vatandaşlarımız yerli markalarına sahip çıkınca, bu kez tüm ticareti engellemeye çalışıyorlar. Bu çağrı tam bir çaresizlik ve basiretsizlik örneği. Milletimiz bu oyunlara elbette gelmeyecektir." ifadesini kullandı.
"Milleti ayrıştırmayı da göze almış durumdalar"
Ali Kopuz, boykot çağrılarının "yolsuzluk soruşturmalarının üzerinin örtülmesi" amacıyla yapıldığını belirterek şunları kaydetti:
"Bu çağrılar, bir yolsuzluk soruşturmasını örtmek ve algı yönetimi için sadece Türkiye'nin ticaretini, esnafın kazancını ve milletin ihtiyaç duyduğu ürünü almasını engellemeyi değil, milleti ayrıştırmayı da göze almış durumda olduklarını gösteriyor. Bu boykot çağrısını, çok çaresiz durumda olduklarının açık bir göstergesi olarak görüyorum ve milletimizin yarın onlara gereken cevabı vereceğine inanıyorum."
İTO Başkanı Avdagiç
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
"Bizi biz ve bir yapan değerlerimize sahip çıkmamız gereken günlerden geçiyoruz. Şirketlerimiz bu değerlerimizin başında gelir. Boykot çağrıları yanlıştır. Türkiye, bir aklıselim ülkesidir. Köklü devlet geleneğiyle, kısır siyasi çatışmaların savuracağı bir ülke olamaz. Kaybedenin Türkiye'nin şirketleri, Türkiye'nin ekonomisi, 86 milyon vatandaşımızın fedakarlığıyla oluşturduğu üretim birikimi olmasına izin vermemeliyiz. Türkiye'nin yerli ve bağımsız ekonomisinin ürünü ve istihdam kaynağı olan şirketlerine saldırılamaz."
MÜSİAD Genel Başkanı Asmalı
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan "ekonomik boykot" çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
CHP tarafından bugün için duyurulan boykot çağrısının bazı çevrelerce de desteklendiğini kaydeden Asmalı, bu çağrının ekonomik dengeleri bozma girişiminin yanı sıra piyasaları kilitleyerek üretimi ve istihdamı olumsuz etkileme çabası olduğunu bildirdi.
Asmalı, "Bu çağrı, yerli ve milli sermayemizi zayıflatmaya, ekonomik bağımsızlığımızı tehlikeye atmaya ve küresel sermayeye alan açmaya yönelik açık bir girişimdir." ifadelerini kullandı.
Ekonominin, bir milletin ortak emeği olduğunu kaydeden Asmalı, bu emeği sekteye uğratmaya yönelik her hareketin, yalnızca firmalara değil esnafa, sanayiciye ve tüm vatandaşlara zarar vereceğini vurguladı.
"İş dünyası siyasi tartışmaların dışında tutulmalı"
Mahmut Asmalı, toplumu bu tür suni kriz çağrılarına karşı durmaya davet ederek, şu açıklamalarda bulundu:
"Tüm vatandaşlarımızı bugün ekonomimize daha güçlü destek vermeye, yerli üretim yapan firmalara ve markalara sahip çıkmaya, alışverişlerini ertelemek yerine, Türkiye'nin ekonomik istikrarını korumak için ekonomiye katkı sağlamaya davet ediyoruz. Türkiye ekonomisi, üretim gücü, istihdam olanakları, ihracat odaklı büyüme modeli ve girişimcilerimizin azmiyle son yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır. İş dünyamızın özverili çalışmaları sayesinde ülkemiz, küresel ekonomideki zorluklara rağmen istikrarlı büyümesini sürdürmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi iş dünyası, siyasi tartışmaların dışında tutulmalı ve tüm paydaşlar, ülkemizin refahı için ortak akılla hareket etmelidir."
İSO Başkanı Bahçıvan
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Demokrasinin olduğu toplumlarda vatandaşın beğenmediği, fikrinin uyuşmadığı konularda itiraz ve eleştiri hakkını kullanması, yasal yollardan tepkisini ortaya koyması demokratik, doğal bir haktır. Son günlerde ülkemizde ticari hayatı sekteye uğratacak, üretim hayatında olumsuz sonuçlar doğuracak çağrılar konusunda dikkatli ve duyarlı olunmalıdır. Üretim ve ticaret hayatındaki dengelerin sarsılması, tahrip edilmesi yerine; demokrasinin ve yasaların sınırları içinde hareket edilmesinin ülkemiz için yararlı olacağını düşünüyorum."
BTSO Başkanı İbrahim Burkay
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, üretim ve ticaretin, siyasi tartışmaların parçası haline getirilmemesi gerektiğini belirtti.
Boykot çağrılarının en çok çalışanı, üreticiyi ve ülkeyi etkilediğini aktaran Burkay, şu ifadeleri kullandı:
"Üreten, istihdam sağlayan ve yatırım yapan şirketlerimizi hedef göstermek, ülkemizin ekonomik geleceğine zarar vermektir. Üretim ve ticaret, siyasi tartışmaların parçası haline getirilmemeli, emeğiyle ayakta duran, binlerce insanımıza iş imkanı sunan işletmelerimiz bireysel tepkilerin hedefi olmamalıdır. Unutulmamalıdır ki boykot çağrıları, en çok çalışanı, üreticiyi ve ülkemizi etkiler. Ekonomimizi ayakta tutan, dışa bağımlılığı azaltan ve istihdam oluşturan firmalarımızın boykot yoluyla cezalandırılması, uzun vadede ülkemize kaybettirir. Eleştiri, demokratik bir haktır ancak çözüm, yıkmak değil, birlikte daha iyisini inşa etmektir."
ATO Başkanı Baran
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, yazılı açıklamasında, boykot çağrılarına karşı itidal çağrısında bulundu.
Son günlerde yerli ve milli ürünlere yapılan boykot çağrılarının, ekonomik ve sosyal hayat üzerinde oluşturacağı olumsuz etkilere dikkati çeken Baran, kaydetti:
"Son dönemde ekonomimizi hedef alan çağrıları iş dünyası olarak kaygıyla izliyoruz. Bu süreçte piyasaları dengesizleştirecek, ekonomimizi ve sosyal hayatı olumsuz etkileyecek eylemleri ve boykot çağrılarını doğru bulmuyoruz. Boykot, yerli ve milli üretimin, ticaretin, istihdamın ve vergi gelirlerinin altına mayın döşemek olur. Tüccarımızın, sanayicimizin, işçimizin alın terini, milletimizin geleceğini heba etmemeliyiz. Üreticisinden işletme sahibine, tedarikçisinden çalışanına, milletimizin her bir ferdine olumsuz yansımaları olacak çağrılara prim vermeyelim. Bu süreci ayrıştırarak boykotlarla değil, birlik ve beraberlik içinde, ülkemizi nasıl daha da geliştirebileceğimize odaklanarak geçirmeliyiz. Milletimizi itidalli olmaya davet ediyorum."
TESKOMB Başkanı Akgül
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) Başkanı Abdulkadir Akgül, yazılı açıklamasında, boykot çağrılarına karşı, esnaf ve sanatkarların kendi öz sermayesi olmayan, günlük kazancıyla geçimini sağlamaya çalışan ve bu nedenle desteğe her zaman ihtiyaç duyan bir kesim olduğunun altını çizdi.
Türkiye'de oluşabilecek en küçük olumsuzlukta, doğal afetlerde veya siyasi krizlerde en önce etkilenen kesimin küçük esnaflar olduğunu belirten Akgül, şunları kaydetti:
"Ahi esnafımızı zor duruma düşürecek her türlü eylem ve söylemlerden uzak durmalıyız. Siyasi arenadaki tartışmalar kendi zemininde kalmalıdır. Asrın felaketi depremde, sel felaketlerinde, ekonomik daralma yaşanılan zamanlarda olduğu gibi bugünde esnaf ve sanatkarlarımıza her türlü desteği sağlamaya gayret edeceğimizi buradan ifade etmek istiyorum."
ASO Başkanı Ardıç
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, yazılı açıklamasında, tam bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkün olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Üretim ve istihdamın devamlılığı ekonomik bağımsızlığın temel şartlarındandır. Üretim, istihdam sağlayan firmalarımız için risk oluşturacak her türlü eylem ve boykottan kaçınmalıyız. İçinden geçtiğimiz bu zorlu sürecin, toplumumuzun tüm kesimlerini tatmin edecek itidalli bir anlayışla aşılacağına inancımız tamdır."